Risk aldım.
Kumar oynadım.
Kaybettim.
Hayat rahat durmayacak...
  Ruhumun iç çekişlerini duyabiliyorum, hıçkıra hıçkıra ağlıyor sanki. Derin bir sessizliğe bürünüyor sonra. Haykırıyor yavaş yavaş susarak. Neyi çok önemsersen, onunla sınanırsın.
Hayat rahat durmaz, durmayacak. Ne var, ne yok alacak elinden. Doymayacak hiçbir zaman.
Sonunda bırakacak ama, acıdığı için değil; alacak pek bir şeyi kalmadığı için...
Kefenin ve mezarının başında bitmiş bir kaç ottan başka....
0

Anlayacağınız Pişmanım, dünyanın en büyük suçunu işlemişim meğerse, ÇOK SEVMİŞİM...

Bu edebi bir yazı değildir dostlar, dinleyin; anlatacaklarım var. Bundan tam 4 yıl önce birine âşık oldum ben… Ansızın geldi ve hayatımın tam merkezi oldu birden. Aşkı gün geçtikçe öyle çok büyüdü ki içimde, öyle bir hale geldi ki taşıyamadım. Birilerine anlatıp kurtulmak istedim bu yükten, işte o günden sonra içimdeki koca bir dünya, cehennem oldu… Birkaç dosta döktüm içimi, dost dediysem yüzüne gülüp arkandan tuzak kuran bir avuç insandan bahsediyorum…
  Ne olduğunu anlamadan cümle âlem duydu kalbimin sır gibi sakladığı, defterlerden bile kıskanıp sadece yüreğime yazdığım o ismi… Ona olan aşkım insanların en kuvvetli silahı oldu birden. Benimle derdi olan onun yanında soluğunu aldı. Senaryolar yazıldı üzerimden, izledim.
Haa O mu, O inandı tabi ki duyduklarına… Demediğini bırakmadı önce, söylediği her kelimede derin kesikler açıldı içimde. Gecem gündüzüm birbirine karıştı. 
Yaşarken ölmek derler ya, tam da öyle işte...
Kendimi bu hale getirdiğim için kızdım, çok kızdım hemde... 
Anı, saniyeyi, yaşattığı acıları, yaşananların hiçbirini unutamadım. 
Zaman sanki inadına besledi içimdeki yarayı…
Nedenini bilmiyordum, bildiğim tek şey onu ölesiye sevdiğimdi… 
(Ben ki sırf ona uzak kalma korkusuyla kazandığı yere gitmeyecek kadar aciz biri idim işte... )
Şimdilerde ise çok değişti her şey, değiştim... 
Mutsuz değilim, mutlu da değilim...  
Ama huzurluyum, gözümde beş para etmez artık kazma bey...
Şu sıralar şereften bahseder olmuş bir de, ah ne hoş... Vuvvvv bir kıza el kaldıran biri için fazla iddialı...
Neyse işte,
Herkes ettiğini bulur, herkes hak ettiğini görür.
Ne diyordu Hüseyin abimiz;
Hakkımı asla helal etmiyorum sana yar
Ben bu dünyada yandım öbür dünyada sen yan!

Gerisi sansürlü dostlar. Sahi siz anlıyorsunuz dimi beni canlar? 
0

bitti.




Beni öldürüşünün birinci yılına girdik biraz önce.
Tek başıma kutluyorum yine, gözyaşlarım eşlik ediyor bana...
Bugün, tam 365. günün 6 saati... 
Yani o mesajın geldiği an.
Yıkılışın, yok oluşun, çaresizliğin üzerimde etkisini sürdürdüğü ve hayatın bana, kimseye kendinden fazla değer verilmeyeceğini gösterdiği an...
Çevremdekileri haklı çıkaran basit sebeplerden biriydin sen.
Belki de en büyük ihaneti kendi kendime yapmıştım her defasında 'sen diyerek...
 Bugün geride koskoca bir yıl daha bıraktım. Değişmeyen tek şey ise gene sendin...
Hadi hayal de olsa gel de, yarım bıraktığın işi bitir. Soran olursa severek öldü dersin.
Hoşuna gider...






Ona iyi bak olur mu ? Sakın üzme onu . Kalbini kırma sakın . Belli etmez duygularını ama gözlerine bakarsan anlarsın üzgün olduğunu …
En çok maviyi sever ki çok yakışır onun üzerine . Sen ağlatma onu , değerini bil .
Geceleri uyuyamıyormuş , seni düşünüyormuş hep .
Bütün arkadaşlarına söylemiş seni sevdiğini . Demek ki gerçekten seviyor , mutlu olmalısın . Havalar da çok soğudu bugünlerde . Geçenlerde hasta gibiydi , dikkat et olur mu ? Sıkı giyinsin , üşütmesin . Dayanamam …
Hafta sonu halı sahaya gider . Kış yaz fark etmez , futbol her şeydir onun için. Terli terli çıkmasın ordan . Sen takip edersin hem gözüm arkada kalmaz dimi ?
Bir de çok beceriksizdir , çocuk gibi her belayı çeker . Belli etmeden sürekli arkasında olman lazım .
Kavga ederken konuşmasına izin ver , içini boşaltsın . Üste çıkmayı çok sever , gerçekten seviyorsan eğer izle o çocuksu hallerini . Bırak saçmalasın karşında , hem çok tatlı olur sevdiğim o haliyle …  
Sinirlenir bazen de susar ama merak etme aslında eşi benzeri yoktur , değerini bil onun .
Kolay kolay açılmaz hiç bi kıza .
AŞIK OLMUŞ SANA AŞKIM . ne güzel .
Mutlu olun hep .
Sakın beni üzdüğü gibi üzme onu … CANI ACIRSA , CANIM ACIR !
sana son bir not ; ne kadar çabalarsan çabala benim kadar sevemezsin onu . Şimdiden söyleyeyim .

Yani anlayacağın ; aşkım önce Allah’a , sonra sana emanet .
Ona iyi bak .
Gözyaşlarımın da haddi hesabı yok artık ...  Gelmeni de beklemiyorum . 
Ama seviyorum hâlâ . Her zaman ki gibi , her zaman olacağı gibi ... 
Sevmediğini söylüyorlar Sevgili , bozuk plak gibi sürekli bunu tekrar ediyorlar . 
Gülüyorum buna . Şimdi sana gel de hepsini utandır desem , neyse boş ver ... 
Hiç acımıyor mu için senin de böyle ? Karşımdasın işte , gülüyorsun yanında ki herkese ...
Sahi bi bana gülmedin böyle içten ... Bi beni sevmedin . Baksana , görmüyor musun beni ? 
Gözlerim doldu yine üzgünüm ... 
Mutlu olduğunu görmek güzel de , bensiz mutlu olduğunu görmek kanatıyor içimi...
"Unutsun Beni" demiştin hatırlıyor musun ?
Gözlerin gözlerime değse mutlu olan benden bahsediyoruz ...
Soğukta yokluğunun yangınıyla ısınıp , sıcakta yine yokluğunun verdiği özlemle üşüyen bir ben ...
Ben bu kalbe söz geçiremiyorum artık .
Sus ! Sakın söyleme sevmediğini , bilmiyor daha ... Dayanamaz . 
Yine eskiye döndüm şu günlerde ... 
Hepsini yaktım demiştim ya hatıraların , yalan söyledim işte ...
Yapamam biliyorsun .
Bütün gözyaşlarımı üç yıl önce tükettim sanıyordum ...
Yanılmışım .
Elime alır almaz ıslanan fotoğraflarından anladım .
Bu yangın geçti gitti sanıyordum .
Yanılmışım .
Gözlerin de kendimi gördüğümde anladım .

0

GÜN GELİR İNSAN GÜLERKEN AĞLARMIŞ ...


“Susan bir kadının söyleyemedikleri bir kütüphaneye bedeldir” derler. 
Şimdi biraz olsun insan ol da beni dinle! Görüyorum ki ne yaşadığım değil, ne yaşattığım daha önemliymiş bu hayatta. Garip; sen neymişsin ben ne sanmışım… Aslında bildiğin hiçbir şey yok.
  Ben deli gibi seni severken, sana adarken yüreğimin her zerresini, aldığım her nefesi senin için alırken; sen sadece salak olduğumu düşündün dimi? Hahaha. Asla gelmeyeceğini biliyordum ben. Senin için hiçbir zaman önemli biri olmadığı da… Sadece bilmemek daha kolaydı. Daha acısızdı. Seni severken, öğrenmemek daha az canımı yakardı.
Öğrenmedim…
Öğrenmeyecektim…
Öğrettin.!
Ah! neydi o sihirli kelime? “Heves!”  
Ne yazık…!
Benim hayallerim senin unuttuklarındı….
Benim acılarım senin heveslendiklerindi…
Hiç önemli olmadılar senin için. Aynı benim gibi. Ama bunları bilmek sonum olacaktı.
Sen beni görmezden gelirken, ben bildiklerimi unutmaya çalıştım.
Ben unuttukça sen hatırlattın! Sen hatırlattıkça ben öldüm.!
  Sahi sen hiç öldün mü? Ya da yaşayan bir ölü gördün mü? Sevmek belki de bile bile acı çekmekti, sonunu düşünmeden koşmak…
Neyse .
Zaman zaman yenilse de yüreğim, alışır elbet buna.
Sen beni aşka layık görmedin. Sana göre aşk laftan ibaret!
Bana göre hayatın anlamı. Sen bu yolda böylee devam et.
Aşk layık olan da kalmalı…”

  Gözyaşları kan damlası gibi içine sızıyordu. Kelimeler boğazında düğümlenmişti. Daha fazla yazamayacağını düşündü. Şimdi kelimelerin bittiği bir yerde, onsuz bir köşede gidişini ve yarım kalan her şeyi anlatıyordu yüreğine.
Bu acı daha kaç zaman içini kemirecekti?
Daha kaç mevsim geçecekti üzerinden?
  “Ağlamıyorum, ağlamıyorum” dedi sonunda hıçkırıklara boğulurken…



“Zaman şimdiki zaman…
Ve sen hep benim geçmişte kalan yaram.”


0

Aklın zamansız öldürdükleri, yürekte amansız dirilir !





GİT ARTIK GİT İSTEMİYORUM SENİ...GİT ARTIK... 
YOK SAY ARTIK . . .

Yine ıssız bir sabah...
Ezan sesi yankılanıyor bu soğuk,
Umursamaz sokaklarda...
Uykuya hasret gözlerim yeni bir güne merhaba diyor zoraki..
Bir ölünün gözlerinden bakıyorum,
Daha dün kendi kızıllığında ölen
Ve şimdi yine aynı kızıllıkta doğan güneşe...
Bu şehir beni boğuyor...

Yeni gelen günü, doğan güneşin azametini,
Eskisi gibi karşılamaktan aciz bedenimi
Sürükleyerek çıkarıyorum serin bir kış sabahına...
Yaşadığım hayatın sanallığını yalanlarcasına
Sabahın ayazı kesiyor yüzümü...
Bir rüzgarın acımasızlığını işte o an hissediyorum...
Keşke diyorum keşke...
Bir gün de geçmiyor ki farklı olsun.
Bir gün de geçmiyor ki içim coşkuyla dolsun.
İçim yine bozguna uğramış savaş kalıntılarıyla dolu..
Gözlerime hükmüm geçmiyor..
Böyle olmayı ben istemedim ki.. ben istemedim.
Belki de istedim de, kendimi aklamaya çalışıyorum...
Kime karşı, kendime mi,

Yiten ve hatta küllenmenin de ötesinde savrulup giden
Parçalarını bir araya getiremediğim bir sevdaya mı?
Gün geçmiyor ki lanet okumayayım sevdaya,
Aşka ve dahil olan tüm duygulara.
Bu nasıl bir şeydir ki, nefret ettiğim halde atamıyorum içimden
Hayatımdan beynimden.
Ne yüzsüzlük ne arsızlıktır ki
Git dedikçe daha çok yüreğime yerleşen..
GİT ARTIK GİT İSTEMİYORUM SENİ...GİT ARTIK...
Yıllardır ev sahipliği yaptı bu beden...
Şimdi belki de ilk kez isyan ediyor ve çığlık çığlığa bağırıyor.
Çek git artık, yetmedi mi ödediğim diyetler...
Rahat bırak beni, rahat bırak...
Şimdi de ilk kez fısıldıyorum kalbime,
YOK SAY ARTIK BENİ...

Beni bana bırak...
Çıldırıyorum, haykırıyorum, ağlıyorum, bağırıyorum.
Gidin artık gidin benden, işiniz bitti benimle, ben bittim...
Kalmadı yokedeceğiniz bir parçam.
Lime lime oldu hayatım, bedenim ruhum.
Bırakın ölümüm bomboş olsun...
Bomboş...
“Ve mutluluk bir kibrit çöpü.
Artık ne kadar yanarsa…”