1

Bla bla bla...

Son anlarımda, hayatım film karesi gibi gözlerimin önüne gelse eminim şu iki gün en başta yer alırdı.

 Öncelikle efendim kampımızı sağ salim bitirdik. Dur anlatmaya başlayayım bakalım sonu nereye çıkacak :)  Öhö öhö…
 Cuma sabahı, maksat mallık yola çıktık…
Arabamız çok lüks olmakla beraber, üretiminin son versiyonu.
Her neyse, kaplumbağa misali alanımıza vardık…
İtişmeler falan derken en sonunda yerleştik…
Erkek arkadaşlarımızı cuma namazına uğurlayıp, yamalı panomuzu hazırlamaya başladık…
S’yle hiç ayrılmaksızın yan yana çalışıyorduk. (maazallah canımıza okurlar)
H’miz ise kendi hayal âlemine, ezber yeteneği olan bir arkadaşımızı da alıp izne ayrıldı.
Derken gece oluverdi...Sofra (el birliğiyle kuruldu) demeyi çok isterdim...
İnsanlardan ikisi, bu asil görevi üstlendiler ve DİKKAT! kaldırma olayında ilk defa bir kurala uyduk;  
*'Biz yedik Allah arttırsın, sofrayı kuran kaldırsın'
Her haltı yaptıktan sonra dinlenmeyi akıl edenler defoldular...


H'miz ortalarda yoktu... Ama onu koruyacak biri vardı.. (Kafam rahattı ama H'miz korkuyorum diye bağırınca, onunda aynı şeyi yapacağına şüphesiz eminim..!)
Yalnız kalmıştım yine... Her zaman yalnızdım ben...
Çok geçmeden Sunrise geldi ama.. O saçmaladı ben dinledim...!
Hayret ettim kendime.. Hiç bir şeyi umursamayan ben onun çanta kavgasını dinliyordum... Aşk böyle, her mallığı yaptırıyor azizim.
Gerisi çok, çok güzeldi...
Dostlarımla beraber olmak güzeldi...
Gece yorgunluğumuz yüzünden sabah kalkamamak, camdan seyredilmek ve üzerine sövmek güzeldi...
Hocamızla beraber kamp yapmak güzeldi (yalaaan)
'İZCİ DAİMA PAYLAŞIR' kuralının sadece yazıda kalması güzeldi xD
Hamama karşı yemin etmek ve onunda bulunduğu bir ortamda bulunmak her şeyden daha güzeldi (:


Ama cidden güzeldi :)
“Ve mutluluk bir kibrit çöpü.
Artık ne kadar yanarsa…”