0

Sobe!

Her şey güzeldi bir zamanlar…  Hani şu sbs için çabaladığım günlerden bahsediyorum. O günlerdeki tek derdim insanlara çözüm getirmekti galiba. Konuşmaya çalıştığım üç kişi vardı sadece.
Sahi özlüyor muydum onları… ?
Özlüyordum tabi, domuz pisliğimi…! Problem olduğum günler, çözüm kümem oluyordu hep.
Her şeyde bir hayır olduğuna da o inandırmıştı beni! (beni!) Gerektiğin de yalnız kalmamı sağlayan, düşeceğim anda geri gelen yine oydu.
 Onu bırakan bendim ama.
….
Peki ya Mert?
Sevmiştim onu.  Herkesin peşinde olduğu o yaratık benim olmalıydı! Normal bir insan başarısına sevinir doğal olarak. Ama anormal olan ben başardığım andan itibaren sıkılmıştım ondan.  İnsan olamıyordum işte.  Bana çok dayandı bence! Sonra arkadaşıma verdim onu. İtiraz etmediler tabii ki.

Gün geçtikçe hayatı çözmeye çalışan masum biriydim. Gerçekten.
Hayat bana onla uğraşmamam için engeller gönderirken, salak gibi ilerledim. Bilemezdim ki bunun bir oyun olduğunu ve hayatın bana gıcıkçılık yapacağını. Sonra da beni o labirentte bırakıp gideceğini.

Ben hâlâ ilerlemeye devam ediyorum.
Dönüp dolaşıp aynı yere gelsem de, yanımdakiler gelip, gitse de ilerliyorum.

 Bazen durup, nefes almamı engelleyenlerle uğraşıyorum.
Bazen de bana yardımcı olmaya çalışanları kovuyorum.
Ama artık yorulduğumu hissediyorum.

0 isyan:

“Ve mutluluk bir kibrit çöpü.
Artık ne kadar yanarsa…”