‘’Hüzün dalgası çarptıysa bir insanın yüreğine Ya Mevlâsını özlemiştir ya da Mevlâsı onu! Mevlâyı özleyen gönül ya hüznü bekler ya da hüzündedir… Bela, gam ve keder Mevlânın sevdiklerine gösterdiği kamçıdır… Vurdukça kendine çeker…’’

   Ağlamak istiyor bir yanım, bir yanımsa efkâr…  Ne yapmalıyım ki bilmiyorum… 
 Dün anladım ki acı tekmiş.  İnsanların sadece gözlerinin değil, ruhlarının da kapıları kapalıymış… Ve hiçbir zaman sevmek yeterli değilmiş.
  ‘Hiçbir zaman birini severken karşılık beklemedim. Sevdiysem sonuna kadar gidebildim ama birini bitirdiysem hasreti öldürse de geriye dönmedim…’ Ben isterdim ki sığınacak limanlar bulabilelim fırtınanın ortasında...

 Ama sorun değil dostum. Biz kazandık! Şimdi dinle;
Hep yanımda olduğun için mutluyum. Seninle ne günler yaşadık, ne afetler atlattık? Ama hiç yıkılmadık, sarsmadı ki bizi en büyük depremler bile... Biz sadece güldük önümüze çıkan engellere...  Bakma bana öyle... Sakın açıklama da yapma, istemem. Öyle bi yüreğin var ki, ihanetin ne demek olduğunu bile bilmeyen... Söylentilere ne bakıyorsun, bu şahs ı muhterem seni sevmekten asla vazgeçmeyecek. Hatırlasana ;

KURAL 26: Doğruyu söyle ve gerekirse herkesi karşına al... (Eğer kalabalıkla karşılaşırsan dostunun telefonunu hatırlamaya çalış)

  Gerçek şu ki arkadaşlarımız bir daldaki yapraklar kadar çok dostum... Günü gelince hepsi birer birer düşerler dalından... 
 Ve ben yaprak koleksiyonu yapmayı severim bilirsin... 


(Bu konuyu burada noktalıyorum. merak etme umurumda olan tek şeysin... Bide mariachi var tabi. Yanında da caramio olsa da yesek. Her neyse bu kadar yeter sanırım. Bir Sevgi atasözü der ki;
Artık edebi yazı yazamıyorum. O zaman saçmalamayı da kesmeliyim. Neyse mutlu kalın!)

0 isyan:

“Ve mutluluk bir kibrit çöpü.
Artık ne kadar yanarsa…”