0

GÜN GELİR İNSAN GÜLERKEN AĞLARMIŞ ...


“Susan bir kadının söyleyemedikleri bir kütüphaneye bedeldir” derler. 
Şimdi biraz olsun insan ol da beni dinle! Görüyorum ki ne yaşadığım değil, ne yaşattığım daha önemliymiş bu hayatta. Garip; sen neymişsin ben ne sanmışım… Aslında bildiğin hiçbir şey yok.
  Ben deli gibi seni severken, sana adarken yüreğimin her zerresini, aldığım her nefesi senin için alırken; sen sadece salak olduğumu düşündün dimi? Hahaha. Asla gelmeyeceğini biliyordum ben. Senin için hiçbir zaman önemli biri olmadığı da… Sadece bilmemek daha kolaydı. Daha acısızdı. Seni severken, öğrenmemek daha az canımı yakardı.
Öğrenmedim…
Öğrenmeyecektim…
Öğrettin.!
Ah! neydi o sihirli kelime? “Heves!”  
Ne yazık…!
Benim hayallerim senin unuttuklarındı….
Benim acılarım senin heveslendiklerindi…
Hiç önemli olmadılar senin için. Aynı benim gibi. Ama bunları bilmek sonum olacaktı.
Sen beni görmezden gelirken, ben bildiklerimi unutmaya çalıştım.
Ben unuttukça sen hatırlattın! Sen hatırlattıkça ben öldüm.!
  Sahi sen hiç öldün mü? Ya da yaşayan bir ölü gördün mü? Sevmek belki de bile bile acı çekmekti, sonunu düşünmeden koşmak…
Neyse .
Zaman zaman yenilse de yüreğim, alışır elbet buna.
Sen beni aşka layık görmedin. Sana göre aşk laftan ibaret!
Bana göre hayatın anlamı. Sen bu yolda böylee devam et.
Aşk layık olan da kalmalı…”

  Gözyaşları kan damlası gibi içine sızıyordu. Kelimeler boğazında düğümlenmişti. Daha fazla yazamayacağını düşündü. Şimdi kelimelerin bittiği bir yerde, onsuz bir köşede gidişini ve yarım kalan her şeyi anlatıyordu yüreğine.
Bu acı daha kaç zaman içini kemirecekti?
Daha kaç mevsim geçecekti üzerinden?
  “Ağlamıyorum, ağlamıyorum” dedi sonunda hıçkırıklara boğulurken…



“Zaman şimdiki zaman…
Ve sen hep benim geçmişte kalan yaram.”


0 isyan:

“Ve mutluluk bir kibrit çöpü.
Artık ne kadar yanarsa…”